13 Temmuz 2008′de Kuruçeşme Arena’da olanlar kuşkusuz unutulmaz bir gece yaşadılar. Nitekim ülkemizi heavy metalin en iyi temsilcileri arasında gösterilen Judas Priest ziyaret etti.
Önyargıların Yıkıldığı An:
Konser öncesi birçok kişinin aklında şu yorum ve soru vardı: Ülkemize heavy metal adına çok önemli gruplar ya gelmiyor ya da yaşlanınca geliyorlar ve bilindik performansları yerine sönük bir performans izliyoruz. Kuşkusuz Judas Priest için de böyle bir şühhe vardı. Grup elemanları 60′lı yaşlarına gelmişti ve acaba sahnede eski Judas Priest’i görebilecek miyiz şüphesi dolaşıyordu kafalarda. Grup elemanları ise bu konudaki tüm şüpheleri yersiz bıraktı. Sanki sahnedeki elemanlar 60′lı değil 20′li yaşlarında gibiydiler.
Sahne Performansı ve Şovları:
Judas Priest sahneye çıktığında ne Rob Halford’un sesinde eskiye nazaran bir azalma vardı ne de grup alışılagelmiş sahne şovlarından yoksundu. Özellikle Painkiller parçasındaki performansa hayran kaldım. Parçanın sonlarındaki ” …pain pain killer killer, pain pain killer killer…” kısmında Rob Halford’dan çıkan ses tüylerimi diken diken etti. Bu kadarını da beklemiyordum açıkçası. O andan sonra net kararımı verdim. Rob Halford eski Rob Halford, sadece fiziği degişmiş, sesi asla. Sadece Painkiller değil tabiki, grup elemanları her parçayı hakkını vere vere söylediler. Özellikle Scott Travis’in kusursuz performansı etkileyiciydi.
Sahne şovlarına değinecek olursak dekor mükemmeldi, aklımda kalan kısımlar ise şunlar: Rob Halford’un ilk parçayı (Nostradamus) sahnenin sol üst köşesinde belirerek metalik renkteki pelerini ve Judas Priest sembollü asasıyla söylemesi. Metal Gods’da asansörle aşağıya inmesi. Son albümde yer alan Death adlı parçada tahtla sahneye çıkması ve parçanın ağırlığına ve kasvetine uygun olarak ilk 4 dakikayı tahtta oturarak söylemesi ardından asasından destek alarak ayağa kalkması ve yine asasından destek alarak yürüdükten sonra parça biterken tekrar tahta oturması ve sahneden kayboluşu. Scott Travis’in Painkiller parçasına girerken baştaki davul atağını 5 kez tekrarlayarak seyircileri sabırsızlandırması ve 4. atakta parçaya girmesi. Hell Bent For Leather’de Rob Halford’un sahneye motorla çıkması ve tüm parçayı motorun üzerinde söylemesi. Rob Halford’un Türk bayrağıyla sahneye dönmesi ve bayrağı 3 kez öperek boynuna geçirip ooououoov, ooooo yeahhh şeklinde çığlıklar atıp aynı çığlıkları seyircilere attırması. K K Downing ve Glenn Tipton’un zaman zaman Rob Halford’u da aralarına alarak birçok parçada senkronize kafa sallamaları.
Setlist:
1- Dawn Of Creation
2- Prophecy
3- Metal Gods
4- Eat Me Alive
5- Between The Hammer And The Anvil
6- Devil’s Child
7- Breaking The Law
8- Hell Patrol
9- Death
10- Dissident Aggressor
11- Angel
12- The Hellion / Electric Eye
13- Rock Hard Ride Free
14- Sinner
15- Painkiller
16- Hell Bent For Leather
17- The Green Manalishi
18- You’ve Hot Another Thing Coming
Her ne kadar bazıları tarafından beğenilmeyen bir setlist olsa da kendi adıma güzel bir setlist olduğunu söyleyebilirim. Sonuçda sahneye çıkan grup her albümü heavy metal tarihine geçmiş olan bir grup. O yüzden hangi setlistle çıkarlarsa çıksınlar her dinleyici “keşke şu parçayı da çalsalardı” şeklinde yorum yapabilir. Setlist konusunda en büyük hayal kırıklığı yaşatan parça A Touch Of Evil oldu sanırım. İtiraf etmeliyimki bende çok bekledim A Touch Of Evil çalmalarını ama çalmadılar ne yazikki. Onun dışında Blood Red Skies, The Sentinel, Jawbreaker, Night Crawler, Diamonds And Rust çalınması beklenen diğer parçalardan birkaçına örnek olarak gösterilebilir.
Setlist’in en şaşırtıcı parçası Between The Hammer And The Anvil olsa gerek. Nitekim Painkiller albümünde yer alan bir parça ve o albümde bir tane bile es geçilebilecek parça yok. Açıkçası ben Painkiller albümünden Hell Patrol, Painkiller, One Shot At Glory ve Night Crawler parçalarını seslendirmelerini bekliyordum. Ama grup tercihini Hell Patrol, Painkiller ve Between The Hammer And The Anvil parçalarından yana kullandı. Bir bakıma iyiki de öyle yapmışlar diyorum. Konserin en fazla çoşturan parçalarından biri olduğu kesin.
Sahnede Kalma Süreleri:
Grup sahnede 1 saat 40 dakika kaldı ve tabiki bu süre hayranlarını tatmin etmedi. Öte yandan sahnedeki grup Judas Priest olduktan sonra sahnede 3 saat kalsalar da hayranları tatmin olmaz herhalde. Bu açıdan değerlendirildiğinde iyi bir süre olduğunu düşünüyorum. Tüm gruplar ele alındığında genelde konser performanslarının 1 ila 1,5 saat sürdüğünü varsayarsak Judas Priest’in 1 saat 40 dakika sahnede kalması tatmin edici bir süreydi diye düşünüyorum. Tabi gönül isterdi Türkiye’ye ilk ve muhtemelen son kez geldikleri için 2 - 3 parça daha seslendirsinler.
Ses Sistemi:
Konseri ortalardan izlediğim için ses sisteminden memnun kaldım diyebilirim. Ancak önden izleyenler için aynı şey geçerli değildi sanırım. Nitekim önde bulunan kitleden, bas gitarın tonunun olması gerekenden fazla olduğu ve zaman zaman gitar soloları ve Rob Halford’un sesini bastırdığı yönünde duyumlar aldım. Sonuç itibariyle kimseden “çok kötü bir ses sistemi vardı” şeklinde bir şikayet duymadım. Mükemmel değildi, belki daha iyi olabilirdi ama kötü de değildi.
İzleyici Kitlesi:
Konserde, hemen hemen her yaştan izleyici olduğunu söyleyebilirim. 8 - 9 yaşlarında babasıyla gelen çocuklara da, 20 - 25 yaşlarında gençlere de, 30 - 40 yaşlarında yetişkinlere de, 55′in üzerinde bulunan hayranlara da rastlamak mümkündü. Bunun dışında yurt dışından gelen hayranlar da yok değildi. Sahne önünde İran’dan gelen birkaç grup bulunuyordu. İstisnaları saymazsak tüm şarkılara eşlik eden, saygılı ve Judas Priest’e yakışır bir izleyici kitlesi olduğunu söyleyebilirim.
Bilet Satışları ve Fiyatları:
Konserin en tatsız kısmıydı bence bilet konusu. Bilindiği üzere Judas Priest konser biletleri 2 kategori halinde satıldı. İlk olarak; sınırlı sayıda ve ilk kategori altında 65 Ytl’ye satıldı biletler. Ardından ikinci kategoriye geçildi ve 80 Ytl’ye satılmaya başlandı. Buraya kadar herşey normal.
Konserden birkaç gün önce ise internette bir anket düzenlendi ve biletler, ankete katılıp soruyu doğru cevaplayanlara 40 Ytl’ye satıldı. Bu haber kuşkusuz henüz bilet almamış olan Judas Priest hayranlarını sevindirdi. Ben ve benim gibi ilk kategoriden 65 Ytl’ye bilet alanları da üzdü. Asıl üzücü olay ise konser mekanında yaşandı. Nitekim girişte biletler bir biraya satıldı, 5 Ytl 10 Ytl gibi fiyatlara satıldı hatta birçok kişi davetiye alarak bedava girdi. %50 indirimli bilet gişelerinde elektriklerin kesilmesi de organizasyona yakışmayan bir olaydı. Kısacası ilk kategoriden bilet alanlar tabiri caizse enayi yerine kondu. Bir yanda ilk kategoriden 65 Ytl’ye bilet alayım diye ilk günlerden biletini alıp saklayanlar diğer yanda konser günü bedava dağıtılan veya 5 - 10 Ytl’ye satılan biletlerle konseri izleyenler.
Asıl moralimi bozan durum ise biletlerin son gün çok ucuza veya bedavaya verilmesi değil Judas Priest gibi bir grubun konserinin biletlerinin satılmaması ve böyle yöntemlere başvurulması.
Son olarak bilet satışları haricinde her açıdan iyi bir konserdi diyebilirim ve o gün orada bulunanlar unutamayacakları bir gece geçirdiler. Eminim konsere gelen herkes şu veya şuna benzer yorumlar yapmıştır: “Hayatımda izlediğim en iyi konserdi…”
Coldplay’in Lost? parçasına klip çekecek yaratıcı yönetmenler aranıyor…
[1]
Tüm dünyaca çok sevilen gruplardan biri olan Coldplay, kendilerine duyulan sevginin karşılıksız olmadığını göstermek istercesine "Lost?" adlı parçalarına dinleyicilerinin klip çekmesini istemiş. İşin aslı kendi websitelerinde bir yarışma düzenlemişler...
Teknik detaylardan bahsedecek olursam.
Klip için çeşitli metotlar kullanılabiliyor: Animasyon, stop-motion, claymation (oyun hamuruyla yapılan stop-motion), video kamera veya super 8 çekimleri, çizgi roman, fotoğraflar... Tek beklenen, yapılan işte orijinallik ve yaratıcılık olması.
Ve ödül...
Grup üyeleri tarafından seçilecek en iyi videoyu yapan, tüm masrafları karşılanarak Coldplay'in Aralık ayında Londra'daki O2 konserlerinden birini seyretme hakkı kazanacak.
Katılım koşulları öğrenmek ve "Lost?"u dinlemek için tıklayın [2].
[1] http://www.rakunroll.com/wp-content/uploads/2008/10/coldplay1024.jpg
[2] http://www.coldplay.com/lostcontest.html
Suicidal Tendencies Yeni Davulcusunu Duyurdu
Amerika'lu Suicidal Tendencies yeni davulcusunu aşağıdaki mesajla duyurdu. Yeni davulcunun adı Eric Moore.
''Suicidal Tendencies would like to give a big thanks to Dave Hildago Jr. Dave's last show was the "We the People" festival last month. Dave's a good friend and always was there when the band needed him. Everyone wishes him and his family all the best, and much success in his future projects. We're also very excited to let those of you that don't know yet, know that Eric Moore will be taking over the ST drums full time. Those that saw IG on tour earlier this year got to get a taste of insane drum skillz! Eric has an unbelievable mixture of power and finesse and the band is extra excited about the upcoming tours. It's a great chance to show off Eric and preview some new tracks. Mike Clark will do a quick update/ interview for the website next week and fill you in on the band, the tour, recording, etc.
Lastly, thanx to all the Cycos for their support!''
Suicidal Tendencies
We are family.
[1]
[1] http://www.rakunroll.com/wp-content/uploads/2008/10/suicidal_tendencies_skull.gif
Efsanelerin Ağzından Rock’n'Roll
[1]
“Rock & roll salgın bir hastalıktır.”
The New York Times, 1956
“Rock bu ölü ve ruhsuz evreni canlandırmak için ve büyüsünü geri getirmek için çıktı ortaya.”
William S. Burroughs, yazar, 1975
“Rock & roll beladan başka bir şey değil !”
George Will, politikacı, 1985
“Dünyada neler olup bittiğini anlayabilmek için rock & roll’a kulak vermeliyiz.”
Ralph J. Gleason, eleştirmen, 1967
“Rock & roll’u seviyoruuum.”
John Lennon
Kim ne derse desin, rock star olmak pek zor bir iş arkadaşlar; bütün yaşamını herkesin gözü önünde yaşamak, gizli saklısı bulunmamak, ‘sırlar ve yalanlar’a konu olmak, taze starlar için çok cazip gibi görünse de, harbi starların pek hoşuna gitmiyor. Bu kadar göz önünde olmak ayrı konu, bir de kendi aralarındaki çekişmeler, anlaşmazlıklar, kuyu kazmalar var ki bunlar daha da bir yıldırmış rock starları. Sadece bu kadar mı? Turneler, yollarda geçen uzun geceler, elde patlayan albümler, hırs küpü menajerler, geride kalan sevgililer, aileler vs vs. İşin bir de kabus kısmını oluşturan ‘kolay unutulma, rafa kaldırılma, pas tutma’ meselesi var tabii, starlar için en korkunç ve dayanılmaz olanı da bu galiba. Bütün zorluklarına rağmen, bir kere starlığa alışınca geri dönüşü pek de kolay olmuyor ve unutulma korkusu, yenisinden eskisine, hemen her ünlüde ciddi bir alerji yaratıyor.
“Bu kadar arıza bir durumsa nasıl katlanıyorlar peki?” diyorsanız, biz de size “Müzik aşkının o dayanılmaz gücü !” deriz. Sanatın her dalında aynı şey yok mudur zaten? Bir kere ruhunuzu sardı mı artık kendinizi çıkaramazsınız, zaten çıkarmak da istemezsiniz. Ama aslına bakarsanız böyle uzaktan konuşmakla olmuyor, en iyisi bunu rock starların kendi ağızlarından dinlemek. Kimisi hayatından pek memnun, ağzından bal damlıyor, kimisi ise bu işten fena yılmış, zehir zemberek konuşuyor. Eh, bu onların seçimi, kendileri bilir tabii diyerek bundan sonrasını rock tarihinin ‘olmazsa olmaz’larına bırakalım, bakalım neler diyorlar:
“Eskiden bir numara olup artık tamamen unutulmuş bir sürü insan var. Şimdi ya hapisteler, ya çöpleri karıştırıyorlar ya da bir yerlerde anneler ile yaşıyorlar. Bu işteyseniz, asla güvende değilsiniz.”
REM, Mike Mills
“İlk başladığında bir-iki plak yaparsın ve plak şirketine borçlu olursun. Sonra eğer üçüncü plağın biraz para yaparsa borcunu ödemeye başlarsın ve eğer şanslıysan bir yıl yaşayacak kadar para geçer eline. Daha sonra grup büyür, organizasyonlarını genişletmek zorunda kalırsın, daha profesyonel gösteriler yaparsın ama yeni borçlar demektir bu. Asla bitmez. Bu ilk beş yıl boyunca kesinlikle, işsizlik yardımı alanlardan daha iyi durumda değilsindir.”
Adam Clayton, U2
“İki akorun nasıl çalınacağını öğrenin ve üçüncüyü öğrenmeden önce kendinize iyi bir avukat tutun.”
Tony Iommi, Black Sabbath
“Eğlence ve yemek sanayilerinin durgunluk ve gerileme sıralarında bile batmayacak tek iş kolları olduğu söylenir. Ben her ikisini de yaptım ve rock yıldızı olmak isteyenlere şunu söyleyebilirim, eğer tutmazsa aşçı olun.”
Chris Cornell, Soundgarden
“Menajerlerimiz bizi keşfettiler , bizi etkilediler ve tüm paramızı çaldılar! Onlara 60 bin dolarımı kaptırdım.. Yasal bir şekilde soydular bizi.”
Neil Young
“Birisi bana ‘Beatles tamamen anti-materyalistti’ dedi. Bu koca bir mit. John ve ben birlikte oturur, ‘Hadi bir tane de yüzme havuzu besteleyelim’ derdik."
Paul McCartney
“Müzik hakkında hiçbir fikrim yok. Zaten böyle bir zorunluluğum da yok.”
Elvis Presley
“Bir şeyleri veya birilerini önemsemeye başladın mı bu iş bitmiş demektir.”
Marianne Faithfull
“Bence rock & roll hakkında konuşacak müthiş bir potansiyele sahip. Sinemanın yapamadığı şeyleri yapabilir, çünkü işin özü burada.”
Lou Reed
“Rock & roll benim hayatımı değiştirdi. Benim için tutunacak bir dal oldu. Hiçbir şeyim yoktu. Ama rock & roll bana kendime ait bir şeyler verdi, beni ben yaptı.”
Bruce Springsteen
“Rock & roll biraz Las Vegas’a benziyor, erkekler kız kardeşlerinin elbiselerini giyiyorlar, asi ve kızgın görünmeye çalışıyorlar. Ama gerçekte hiçbir şey için kızgın değiller.”
Sting
“Rock & roll her şeyi içine alan bir şey. Zihninizde resimler yaparsınız, bunları sözlere dökersiniz ve müzik sözleri taşır, tıpkı büyük canlı bir kayık gibi.”
John Lennon
“Rock çok eğlenceli. Bütün eklemlerinizi dolduran ve harekete geçiren bir eğlence.”
Jimi Hendrix
“Her kuşak insan neslinin vahşiliğini bildiğini söyler ve geçmişle bağını koparmak ister. Şimdiki gençler de asla bizimle aynı şeyi hissetmiyorlar. İlerde onlar kendi özel seslerini yaratacaklar. Rock & roll da aslında Kore Savaşı’nın ardından genç neslin fiziksel temizlenmesiymiş gibi geliyor bana.”
Jim Morrison
“İngiltere ve Amerika dışındaki birçok ülkede güçlü aile bağları vardır, o yüzden çok yoğun bir gruplaşma, kaynaşma arzusu yoktur o ülkelerde. Ama Amerika ve İngiltere’nin çok ihtiyacı var, hatta belki Almanya’nın da. Rock aile bağları kopuk ülkelerin özlediği aile hayatının yerini tutuyor, bir tür birlik, beraberlik duygusu veriyor.”
David Bowie
“Rock & roll’un ruhundan çok etkilendim. Bunu eleştiren insanlar ancak yüzeysel olarak hissedenlerdir. Kalplerinde ve ruhlarında hissetmezler.” Johnny Cash
“Dünya yüzündeki her şeyden kopmuş suçlu tiplerin savaş müziği."
Frank Sinatra
Rock yıldızları korkunç insanlar. Sokak çöpçülüğü veya bakkallık çok daha onurlu meslekler.”
Michael Huthence, INXS
“Taşrayı sevmem. Yiyecek ve temiz giyecek bulamazsınız.”
Mick Jagger
“Beste yapmak kesinlikle dünyadaki en büyük tatmin. Hiçbir şey bir beste yapıp onun dünyanın en iyisi olduğunu düşünmek kadar heyecan verici olamaz. Diğer arkadaşlarını çağırır ve onlara dünyanın en iyi bestesini yaptığını söylersin ve gösterirsin.”
Joey Ramone, The Ramones
“Şarkılar kaydedilip ambalajlandı mı artık birilerinin eğlencesine sunulmuştur ve artık sizin değildirler.”
Robert Smith, The Cure
“Bir taksi tutarsın ve onu istediği yere gitmesi için serbest bırakırsın. Sonra gördüklerini not etmeye başlarsın: Kuru temizleyiciler, terziler, elektrik tesisatçıları, simsarlar, satıcılar, emlakçılar… Sadece gördüklerinin listesini yaparsın. Ve bu sana kendine ait bir yön verir. Şöyle dersin; ‘Bir şarkı yazacağım ve bu şarkının içinde tüm bu kelimeleri kullanacağım.’ ”
Tom Waits
“Gitarları kırmaya alışmıştım çünkü yeterince verim alamaz ve sinirlenirdim. Ama şimdi iyi aletlerle çalışıyoruz ve onları kırmak istemiyorum."
Kurt Cobain, Nirvana
“Howlin’ Wolf bence en iyi sanatçılardan biri, çünkü gösteri sırasında tek bir parmağını bile oynatmıyor. Sürekli zıplayan tipleri sevmiyorum. Elvis hareketliydi, ama zıplamıyordu, son derece zarif hareketlerle dans ediyordu. Mick Jagger’ı da seviyorum. Ama bu yaşta bu kadar zıplaması hiç hoş değil.”
Bob Dylan
“İnsanların duvarında yüzümün resmi var. Televizyonu açıyorsunuz kafam orada duruyor. Bu sinir bozucu.”
Mark White, Spin Doctors
“Her an rock yıldızı olabilirim. Bu çok komik. Daha yakın ve olası hale geldikçe rock yıldızı olmak tüm anlamını yitiriyor. Fakat her ne ifade ederse etsin ben hazırım.”
Janis Joplin (yıldız olmadan önce annesine yazdığı mektuptan)
“Postacı bir fotoğraf ister. Taksi şoförü bir resim ister. Garson el sıkışmak ister. Herkes sizden bir parça ister.”
John Lennon
“Sokaklarda yürüyüp 30 bin tane kopyamı görmeyi sevmiyorum.”
John Rotten
“İnsanların şarkılarımda ne anlatmak istediğimi sormalarından nefret ediyorum. Öte yandan ‘Rock dünyasında bir kadın olarak ne hissediyorsun?’ sorusundan da nefret ediyorum."
Sinead O’Connor
“Bir Bob Dylan şarkısını yıllarca seversin, sonra bir röportajını okursun, der ki ‘O parça sokakta ölü yatan bir köpek hakkındaydı’. Sen de ‘Ne? Bu parça tam 3 yıl boyunca hayata bakışımı belirledi. Bunun sokaktaki ölü bir köpek hakkında olduğunu nasıl söylersin?’ diye düşünerek kahrolursun.”
Michael Stipe, REM
“Bir sürü aşk şarkısı var. Eğer şarkılar dinleyenler üzerinde o kadar etkili olsaydı hepimizin birbirimizi sevmesi gerekirdi.”
Frank Zappa
“Elvis tek favorim. Her şey onunla başladı ve bitti.”
Bruce Springsteen
“Soru: Eski blues’cularla yenileri arasındaki fark nedir? Yanıt: Elektrik.”
Jimi Hendrix (Bir röportajından) “Düşmüş bir oyuncu, düşmüş bir müzisyen ve düşmüş bir yazar için mükemmel bir eleştirmen olmaktan daha iyi bir meslek düşünemiyorum.”
Sting “Bu katıksız bir kaçış. Tıpkı sinemaya gitmek gibi. İnsanlar bir süre kaçmalıdır, sonra sorunlarına geri dönerler. Şarkıların işlevi onları dinlemek, keyif almak ve kullanılmış mendil gibi atmak, hepsi bu. Herhangi bir mesaj iletme gibi bir derdim yok, sadece vakit geçirmek önemli.”
Freddie Mercury, Queen
Kaynak: İstegenc.com.tr
[1] http://www.rakunroll.com/wp-content/uploads/2008/10/rocknroll-small.jpg
Efes Pilsen Blues Festivali: 24 Ekim - 3 Aralık
[1]
24 Ekim-3 Aralık tarihleri arasında düzenlenen ve bir klasik haline gelen Efes Pilsen Blues Festivali, 21 farklı şehirde, 25 konserle blues severleri müziğe doyuracak . 19. kez düzenlenen festival kapsamında konuk olarak gelecek olan Eddie Bo, John Lee Hooker Jr., Watermelon Slim de konser verecek.
Şehirler ve konser tarihleri şu şekilde açıklandı:
24 ekim 2008 - Mersin
25 ekim 2008 - Adana
27 ekim 2008 - Gaziantep
28 ekim 2008 - Diyarbakır
30 ekim 2008 - Malatya
31 ekim 2008 - Kayseri
2/3 kasım 2008 - Moskova
5 kasım 2008 - Girne
7 kasım 2008 - Denizli
8 kasım 2008 - Antalya
9 kasım 2008 - Konya
12 kasım 2008 - Trabzon
14/15 kasım 2008 - Ankara
18 kasım 2008- Eskişehir
19 kasım 2008 - Bursa
21/22 kasım 2008 - İstanbul
25 kasım 2008 - Balıkesir
26 kasım 2008 - Çanakkale
28/29 kasım 2008 - İzmir
2 aralık 2008 - Kocaeli
3 aralık 2008 - Edirne
[1] http://www.rakunroll.com/wp-content/uploads/2008/10/blues-fest2.jpg
Amon Amarth 6 Aralık’ta Türkiye’de
[1]
Daha önce ülkemizi 2004 yazında Rock The Nations festivali kapsamında ziyaret eden, İsveç denince akla ilk gelen gruplardan biri olan death metal grubu Amon Amarth ikinci kez ülkemizi ziyaret ediyor.
Yeni albümleri Twilight of the Thunder God turnesi kapsamında ülkemizi ziyaret edecek olan grubun geliş tarihi 6 Aralık olarak açıklandı. Konser mekanı Parkorman olarak belirlenirken bilet fiyatları şu şekilde açıklandı:
1.Kategori: 56,00 YTL Sahne Önü
2.Kategori: 34,00 YTL Normal Giriş
Canlı performansı en iyi olan gruplardan biri olarak death metal severlerin bu bilet fiyatlarına bu konseri kaçırmamasını diliyor ve şimdiden, gideceklere iyi eğlenceler diliyorum.
Yeni albümleri hakkında ayrıntılı bilgiye ise buradan [2] ulaşabilirsiniz.
[1] http://www.rakunroll.com/wp-content/uploads/2008/08/amon.jpg
[2] http://www.rakunroll.com/amon-amarthdan-yeni-haberler-var-twilight-of-the-thunder-god/
Chuck Berry Konseri 9 Kasım 2008 Tarihine Ertelendi
Büyük üstad Chuck Berry'nin 15 Ağustos tarihinde gerçekleşmesi beklenen konserini daha önce bu sayfada [1] duyurmuştuk.
Bugün ise konserin 9 Kasım'a alındığı haberini aldık. İşlerimiz yüzünden 15 Ağustos günü orada olamayacaktık (Rakunroll ekibi), bu erteleme bizi sevindirse de konserin; büyük üstad, Rock'n'Roll'un yaratıcısı Chuck Berry'nin sağlık problemleriyle ertelendiği öğrendik, çok üzüldük.
Chuck Berry'nin hemen iyileşmesini diliyoruz ve de ekliyoruz: "82 yıl yetmez, 182 yıl daha bizimsin..."
Adettendir, etkinlik bilgilerini de paylaşalım...
VIP: 125,00 YTL
1.Kategori: 89,00 YTL
2.Kategori: 78,00 YTL
3.Kategori: 67,00 YTL
Tam: 56,00 YTL, Öğrenci: 46,00 YTL (Ayakta)
Bilet satın almak için buraya [2] tıklayınız...
[1] http://www.rakunroll.com/chuck-berry-15-agustosta-istanbul-parkormanda/
[2] http://www.biletix.com/event.htm?id=JCHU1
İsveç AC/DC albüm alex skolnick Alice Cooper Amon Amarth anathema Black Ice blues bon jovi chuck billy Cynic death magnetic Death Metal Doom metal eric peterson festival Florida greg christian Hard Rock heavy metal iron maiden iron maidens istanbul James Hetfield jazz jimi hendrix John Lennon judas priest kiss klip konser kuruçeşme arena Lars Ulrich metallica myspace Nostradamus parkorman paul bostaph Paul McCartney pentagram rob halford rock rock'n'roll senfonik metal Slayer testament The Beatles the formation of damnation thrash metal Tiamat Traced In Air Twilight Of The Thunder God video yavuz çetin
Judas Priest!
Bir daha yaşadım o günü, geceyi.
Kalemine sağlık Halit